Rüyalarımız… Asırlardır hayatlarımızın bir parçası ve insanların kafasını karıştırmaya devam ediyorlar. 

Tarih boyunca insanlara çok fazla şey düşündürdüler ve gerçek dünyanın sıradanlığına karşı yepyeni ve  gizemli bir dünya gibi göründüler. Kimileri bir uyarı ya da bir haberci olduğunu düşündü. Descartes ise  “Her şey bir rüya olabilir mi?” sorusuyla kafalarımızı karıştırdı.

Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un yaklaşımına göre rüyalar sırasında bilinçaltımızdaki korku ve bastırılmış güdülerle  yüzleşiyorduk. Rüyaların da bunu sağlayan bir aracı olarak evrimleştiği görüşü bugün hala sürmektedir. Hepimiz başımızı yastığa koyduktan sonra neler olup bittiğini bilmediğimiz o dünyada maceradan maceraya koşuyoruz ve uyandıktan sonra bazen anlatacak hiçbir şeyimiz olmuyor, bazense o absürt deneyimimizi hatırlayabiliyoruz. Descartes, bir rüyanın içinde yaşıyor olabilir miyiz konusunda bize soru işaretleri bıraksa da bugün onun beynimizde gerçekleşme sürecini konuşacağız. Peki biz canavarlardan kaçarken ya da uçarken beynimizde gerçekten neler oluyor? 

UYKU NEDİR?

Şekil 1: Uykuda olan bir bebek

(Şekil 1 kaynakça: https://www.parents.com/thmb/1SZieY-JshAV-iOUIhug9Rp-X5A=/1500×0/filters:no_upscale():max_bytes(150000):strip_icc()/cGettyImages-625892192-2000-37e1c1d0aec64ceba1299ef2543b3e42.jpg)

Rüyalara girmeden önce uykunun genel bir tanımını yapmakta fayda var. Uyku genel anlamda bir hareketsizlik ve dinlenme hali olarak görülse de bundan çok daha fazlasıdır. Uykuda yapım işlemleri yıkımlardan çok daha hızlıdır. Büyüme ve vücudumuzun ihtiyacı olan çok sayıda kimyasalın üretilmesini sağlar. Kalp, karaciğer, böbrek, bağırsak gibi organların faaliyetleri yavaşlar. Böylelikle organlar dinlenmiş olur. Uyku adeta her gece vücudunuzun yeniden yapmaktan sıkılmadığı bir temizliktir diyebiliriz.

UYKUNUN EVRELERİ VE RÜYA GÖRME İŞLEMLERİ NASIL?

Uykuyu en temelde iki kısma ayırmamız mümkündür: REM Evresi (Rapid Eye Movement – Hızlı Göz  Hareketi Evresi) ve NREM Evresi (Non-Rapid Eye Movement – REM-Olmayan Evre). NREM’in dört evresinde derin uykuya dalış yaşanıyor. Beşinci evre olan REM uykusu ise genelde gecenin ilk  saatlerinde kısa sürelerde yaşanıyor ve sabaha karşı uykunun son evrelerinde artıyor. Yani yatakta 7-8 saatlik bir uyku çekmediğinizde daha az REM uykusu almış olabilirsiniz.

Uykunun %25’ini oluşturan ve normal bir gece uykusunda ise 4-6 kez tekrarlanan REM uykusu anında  beynimiz gündüz olduğu kadar aktif çalışır, sinirsel aktivite yüksektir. Hatta beyin kökü nöronları ve  oksipital lob olarak bilinen görme merkezindeki nöronlar, uyanık haldekinden bile daha aktiftir. İşte bu aktivite, rüyaların oluşumuna neden olur. REM ismi de gözlerin bu esnada çok hızlı hareket  etmesinden geliyor. Bunun nedeni henüz tam anlamıyla anlaşılmış olmasa da çok hızlı elektriksel  faaliyet ve görsel veri iletimi olduğu için göz kasları da bundan payına düşeni alıyor olabilir. Rüyanın etkisiyle hızlı bir şekilde görsel veri algılamaya çalışan gözler, duyular inaktif olduğu için bunu  başaramıyor olabilirler. Ayrıca bu evrede ghrelin ve leptin hormonları sayesinde mutluluk, tokluk gibi  durumlar düzenlenir. Epifiz bezi melatonin hormonu salgılar.

Rüya anında solunumumuz hızlanıyor hatta düzensizleşiyor. Kontrolsüz nefes alınabiliyor. REM uykusu  esnasında uyandırılan insanlar çoğunlukla rüya görmekte olduklarını bildirmiş ve rüyaları çok net  hatırlamışlardır. Rüya esnasında uyandırılan şahıs gün içerisinde yorgun, agresif bir hal alır. REM  uykusu tamamlandığında uyanan insanların ise daha dinç hissettiklerini biliyoruz. Bunun nedeni de  REM uykusundaki beynin hareket fonksiyonlarını engelleyerek kısmi bir felç hali yaratmasıdır.

Şekil 2: NREM ve REM evrelerinde beynin aktiflik görünümü

(Şekil 2 kaynakça: https://images.squarespace-cdn.com/content/v1/5efc3845201cfd62a7cad809/1605475434551-VPXUDB3M7L9G2TCWQKVC/image-asset.png)

Gördüğümüz rüyaya göre heyecanlanıp nefes nefese kalabiliriz ama herhangi bir kas aktivitesi gözlenmez. Kas aktivitesi olursa bu bir uyku bozukluğudur. Aynı zamanda REM uykusu sırasında serotonin ve norepinefrin salınımı az, asetilkolin salınımı baskındır. REM uykusunu kontrol eden beyin bölgesinin beyin sapının orta noktaları olduğu kabul edilir.

NREM periyodu ise (non-REM period),her siklusu yaklaşık 90 dakikalık 4-6 siklustan (döngüden) oluşan uykunun %75 gibi çok büyük bir kısmını oluşturur. Nöronal aktivite ile kas tonusunun azalması ve göz hareketlerinin olmamasıyla bilinmektedir.

Önceden rüyanın sadece REM’ de deneyimlenebildiği düşünülse de yeni gelişmeler rüyaların NREM  evrelerinde de görüldüğünü gösteriyor. Hatta rapor edilen rüyaların yüzde 70 oranında NREM  uykusunda görüldüğü gözlenmiş. En önemli farkları REM uykusu sırasında görülen rüyaların rahatça  hatırlanabilmesi, NREM uykusu sırasında görülen rüyaların ise hatırlanamamasıdır. Yani, NREM  uykusunda görülen rüyaların bellekte konsolidasyonu yoktur.

RÜYA GÖRMEK HAFIZAMIZI KORUYOR MU?

2016’da yapılan bir araştırma, rüya gören beynin hafızayı koruduğunu ortaya koydu. REM uykusu  sırasında insanlar rüya görüyor fakat rüyaların, yeni anıların yerleşmesi konusunda önemli olup  olmadığını bugüne kadar bilmiyorduk. Science bilim dergisinde yayımlanan makaleye göre REM  aşamasında ritim bozulursa hafıza kayıpları yaşanabiliyor. Derin uyku esnasında beyin hücreleri hafızayı  güçlendiriyor ve o günkü tecrübeleri yeniden yaşatan çeşitli kalıplar canlandırabiliyor. 

BEYNİN HANGİ BÖLGELERİ RÜYA GÖRME MEKANİZMASINDAN SORUMLU OLABİLİR?

Uyku araştırmalarında en temel sorulardan biri, beynin hangi bölümünün rüyaların video-işitsel deneyimini tetiklediğidir. Uyanıklık sırasında görsel aktivite lateral prefrontal korteks (LPFC) tarafından  kontrol edilmekte ve REM sırasında LPFC’nin inaktif olduğu bilinmektedir. Daha da fazlası, LPFC hasarı  olan kişilerde rüyalar değişmez. Bu da LPFC’nin rüyayı kontrol etmediğini doğrular. REM sırasında  ayrıca nörokimyasal değişikliklerle neokorteks ve hipokampus arasındaki iletişim de kopmaktadır.  Hipokampus de LPFC gibi yavaş dalga uykusu evresindeki görüntüleri ve epizodik hafızayı  yönlendirmektedir. REM sırasında oluşan görüntünün LPFC ve hipokampüs dışında nasıl oluşuyor  sorusunun cevabı ise kesin değildir . Hobson ve McCarley tarafından ortaya atılan hipoteze göre  neokorteks beyin sapından gelen sinyaller rastgele olarak aktivasyonu sağlamakta ve kısmen tutarlı  görüntülere çevirip rüyanın oluşmasına neden olabilmektedir. Bununla birlikte oto-aktivasyon  bozukluğu adı verilen yani hiçbir bilinçli ve duygusal faaliyeti sürdürememe hastalığına sahip olan ve  olmayan insanlarla yapılan bir araştırma, rüyaların beyin sapından kaynaklandığını göstermiştir.

Beyin sapı, omuriliğimizi beynimize bağlayan ve uyku da başta olmak üzere çok temel dürtüleri kontrol eden  bir beyin bölgesidir. Rüya görmenin oto-aktivasyon bozukluğuna sahip insanlarda da görülmesi ilginçtir. Beynin, temel ve evrimsel sürecin erken döneminde oluşmuş bölgelerinden kaynaklanarak  giderek karmaşıklaşacak şekilde ilerleyen bir olgu olduğunu düşündürmektedir.

Bir diğer görüş de ventral tegmental bölgesi rüya oluşumu ve yoğunluğunun arttırılmasında  dopaminerjik nöronları sayesinde kilit rol aldığını söyler. Örneğin, dopaminerjik aktiviteyi engelleyen  ilaçlar (örneğin, haloperidol) sık ve canlı rüya görmeyi engellerken, dopaminin artışı aşırı canlı rüya  görmeyi ve kabusları uyarır. Yani insanlığın her gece yaşadığı bu heyecanlı ama klasikleşmiş deneyimden hangi bölgenin aslen sorumlu bölge olduğu henüz kesinleşmemiştir. Rüya  araştırmalarında çok fazla zorlukla karşılaşmamızın nedeni doğrudan bir başkasının gördüğü rüyaya  erişimin mümkün olmamasıdır. Bu da güvenilirliği düşürmektedir. Bugün rüyaların araştırılmasında  kullanılan Elektroansefalografi (EEG), Elektrookülografi (EOG) ve Elektromiyografi (EMG) araçlarının da beynin her bölgesinden veri toplayamaması bir sorun yaratmaktadır.

Şekil 3: İnsan beyni, rüya halinde dahi aktiftir.

(Şekil 3 kaynakça: https://scx1.b-cdn.net/csz/news/800a/2017/2-thehumanbrai.jpg)

RÜYALAR TAM OLARAK NE VE BİZE KENDİMİZLE İLGİLİ BİR ŞEY SÖYLEYEBİLİR Mİ?

Asırlardır rüyaların metafizik bir yerden geldiği yanılgısı sürse de sıradan bir biyolojik ve psikolojik bir süreç olduğunu biliyoruz. Beyninize kaydedilmiş ve varlığını unuttuğunuzu sandığınız bilgiler rüyalarda gün yüzüne çıkabiliyor. Beyine zamanında alınmış ama aktif kullanılmamış ya da daha az önemli olan bilgiler ve deneyimler o kilitli çekmecelerden rüya anında ortaya çıkabilirler. Bu da aslında rüyaları kişiye özel bir hale getiriyor. Geçmiş yaşantılar günün artıkları arzular ya da korkulanlar tamamen kişiye ait ve aslında biriciktir.

Evet, rüyalar bize bir şeyin habercisi olan ya da herhangi bir konuda yol gösterecek kadar mistik  oluşumlar değiller. Ama tamamen bize aitler ve başka hiçbir zihnin havada uçma hissini bile  kendimizinki gibi deneyimleyemeyeceğini biliyoruz. Uçuk kaçık rüyalarınızı sevin çünkü onlar tamamen sizin zihninize aitler.

KAYNAKÇA

1.J. M. Siegel. (2009). Sleep Viewed As A State Of Adaptive Inactivity. Nature Reviews  Neuroscience

2.Bakırcı, Ç. M. (2011, August 31). Rüyalar ve Evrim: Rüya Nedir? Rüyalar Neden Evrimleşmiştir? Nasıl Rüya Görürüz?. Evrim Ağacı. Retrieved April 22, 2024. from https://doi.org/10.47023/ea.bilim.235

3.RÜYANIN NÖROBİYOLOJİSİ. (n.d.). https://www.oguzerdinc.com/tr/ruyanin-norobiyolojisi-a/

4.Bakırcı, Ç. M. (2019, May 08). Uyku Nedir? Uykunun Evrimi, Günlük Uyku Süreleri ve Uyku Sırasında Düşme Hissi Üzerine…. Evrim Ağacı. Retrieved April 22, 2024. from https://doi.org/10.47023/ea.bilim.87

5.Elifyilmaz. (2018, January 24). Rüya sırasında beyinde neler olur? KURIOUS. https://kurious.ku.edu.tr/ruya-sirasinda-beyinde-neler-olur/

6.Salvador Dali Belleğin Azmi Tablosu – La Persistencia de la Memoria – Tablohane. (n.d.). https://www.tablohane.com/blog/salvador-dali-bellegin-azmi-tablosu-la-persistencia-de-la-memoria-1149

Yazar: İdil Taşdemir / Yıldız Teknik Üniversitesi – Biyomühendislik

Merhaba, ben İdil. Yıldız Teknik Üniversitesi biyomühendislik bölümünde okuyorum. Resim çizmek ve piyano çalmak en çok sevdiğim aktiviteler. Sanatın her türlüsüne ve yeni şeyler öğrenmeye bayılırım.

Editör: Selin İlik / Yıldız Teknik Üniversitesi – Biyomühendislik

Ben Selin. Yıldız Teknik Üniversitesi Biyomühendislik 2. sınıf öğrencisiyim. Doğada vakit geçirmekten ve etrafımdaki canlılığı incelemekten zevk alırım. Araştırdığım ve öğrendiğim bilgileri yazıya dökmeyi severim. İlham verici bir bilim insanı olmak için her zaman öğrenci olmayı umuyorum.

Editör: Buse Uçar / Yıldız Teknik Üniversitesi – Biyomühendislik

Merhaba, ben Buse. Yıldız Teknik Üniversitesi Biyomühendislik bölümü öğrencisiyim. Bilimin ve biyolojinin olduğu her alanda çalışmaktan mutluluk duyarım. Kitap okumak hayatımın büyük bir bölümünü oluşturur. Ayrıca gezmek ve resim çizmek de hobilerim arasındadır.